Çarşamba, Haziran 25

adı murat, 33 yaşında

"...Adı Murat. 33 yaşında. Sağdan soldan muhabbet başladı. Fabrikadan zar zor izin almış eve gitmek için. Normalde evi uzak olduğundan 15 günde bir gidiyormuş.
Ev sahibi annesi ve karısıyla tartışıyormuş. Evden çıkarmak istiyormuş. Annesi sık sık telefonla arıyor, Murat da annesini sakinleştiriyormuş.
Sonra bir sitem başladı anlatmaya. Düzce depreminde babasını ve kız kardeşini kaybetmiş. Annesine o günden beri bakıyor, bir de karısı ve yeni doğmuş bir çocuğu var.
Çocuk doğuştan böbrek hastasıymış. Murat fabrikada çalıştığından sigortalı. Çocuğun tüm diyaliz masrafları karşılanıyor ancak hortum parasını Murat ödüyor (75 YTL). Ayda eline geçen para 412 YTL. Bunun 200'ü kira. Dolayısıyla hortum paralarına yüklenince son 2 aylık kirayı ödeyememiş. 'Nerelere baş vurmadım ki' diyor. Kaymakam, bakanlık, vali...
Hatta vali odasından kovmuş bir münakaşa sonucu.

Bu arada, Murat, İlahiyat mezunu. Fakat yemekhane ve yatak borcu ve bir de diploma parasını veremediği için diplomasını alamıyor.
Bunlar
toplam 750 YTL tutuyormuş. Diploması olsa devlet ev veriyormuş imamlara ve 1000 YTL maaş. Yani Murat'ın hayat standardı için yeterli.
Ayrıca çocuğuna böbrek bulmuş, fakat yeterli parayı veremeyince nakil gerçekleşmemiş.
Abi kısacası ben 22 yaşımdayım, bugün 10 yaş olgunlaştım. Koca adam yanımda hüngür hüngür ağladı. 'Böyle yaşamlar da var' dedim, kendi kendime. Adamın doğru söylediğinden yüzde yüz eminim..."

"...Hemen arkadaşım Aydın Şentürk'ü buldum, bölge muhabirlerini seferber etti.
Murat'a ulaştık ama çok geç kalmıştık.
Murat doğru söylüyordu ve 9 yaşındaki yavrusunu o gün kaybetmişti.
Kızgın ve kırgındı, konuşmak bile istemiyordu..."
ergun babahan'ın bugunkü yazısından

Hiç yorum yok: