Cuma, Haziran 27

Bir kadın Galata Köprüsü’nde balık tutunca...

"28 yaşında bir kadın Galata Köprüsü’nde kendi başına balık tutabilir mi? Tabii ki tutamaz. Haliç kenarında ve Galata Köprüsü üzerinde balık tutanlar arasında pek az kadın gördüm.
Galata Köprüsü’ndeki güvenlik görevlisi Gökhan Gülbahar da daha önce bölgede balık tutan kadına rastlamadığı için olacak ki balık tutan kadını görünce heyecanlanmış. Onu süzmeye başlamış. Bu arada onun giyim kuşamını da erkek balıkçılarla birlikte denetlemiş. Bu ‘denetim’ sonucunda iki çocuk annesi Gülcan Köse’nin üzerindeki tişörtün şeffaf olduğunu saptamış. Çevreye karşı hareketlerini de ‘hayasızca’ bulmuş.
Olaydan haberdar edilen polisler Köse’yi savcılığa sevk etmişler. Hakkında kamu davası açılmış. Böylece Galata Köprüsü gibi her milletten turistin gelip geçtiği bir mekânda, bir Türk kadınının ‘müstehcen giysiler’le hepimizi utandıran bir görüntü vermesinin önüne geçmişler. Türk Ahlak Tarihi, onları saygıyla anacaktır..."

"Gülcan Köse, Galata Köprüsü’ndeki olayın 12 Haziran 2007 tarihinde iki güvenlik görevlisinin laf atmasıyla başladığını söylüyor. Kendisine karakolda tacizde bulunulduğuna dair şikâyetçi olmuş, başına gelenleri gazetecilere de anlatmış ve yaşadıklarını şöyle özetlemişti:
Polisler onu önce Küçükpazar Karakolu’na götürüyorlar. Orada iki saat tuttuktan sonra ifadesini almadan Sirkeci’ye götürüyoruz diyerek Sarayburnu’na götürüyorlar. Orada bir otoparkta tutuyorlar. Dört-beş saat sonra Eminönü’nde bırakıyorlar. Bu arada ’Hiçbir karakola gitme, kimliğin bizde. Sabah çok kötü şeyler yaparız’diyerek tehditlerini sürdürüyorlar. Buna rağmen Gülcan Köse hakkını aramaya karar veriyor. Sirkeci Polis Merkezi’ne gidip şikâyette bulunuyor. Köse’yi bırakan polisler bu kez Sirkeci’ye gelip onu dövüyorlar, içlerinden biri de karakolun içinde ona tabanca çekiyor. Köse, yediği dayaktan bayılıyor, hastaneye kaldırılıyor. Darp ve işkenceye uğradığını belirten ‘boynunda iz, dudakta patlak’ yazan hastane raporunu da mahkemeye sunuyor.
Bu ifadelere rağmen Gülcan Köse ‘hayasızlık’tan mahkûm ediliyor.
Yargının, güvenlik kuvvetlerinin bizi ‘şeriat’, ‘gericilik’, ‘dini bağnazlık’ gibi tehlikelere karşı koruduğu yönünde her gün sayfalar dolusu yorumlar yazılıyor..."

oral çalışlar'ın yazısının tamamı için

Hiç yorum yok: