Çarşamba, Haziran 25

‘Hayata dönüş’ acısı...

"...Tam 20 cezaevini kapsayan ‘insanlık dışı’, ‘vahşi’ eylemi planlayan iktidar, insanların öldüğü ve onlarcasının sakat kaldığı bu operasyona ‘Hayata Dönüş’ adını vererek, devletimizin hayatla, yaşamla ilişkisini göstermişti.
Operasyon sırasında medyamız hiç parlak bir görüntü çizmemişti. Gazeteci meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu operasyonu yapan güvenlik güçlerinin her dediğini gerçekmiş gibi kabul eden, hatta onların anlattıklarını bile abartarak kamuoyuna yansıtan kötü bir gazetecilik çizgisi izlemişlerdi.
O günleri hatırlayalım: Gazete ve TV haberlerine göre; ölümlerin hepsi; içeriden
ateş eden ve militanların kendilerini yakmaları için talimat veren örgütlerce gerçekleştirilmişti. Kısa bir süre sonra yalanlar ortaya çıktı. Ölen 32 kişinin çoğu jandarmanın ateşiyle veya jandarmanın koğuşlara attığı yakıcı gazlar yüzünden can vermişti. Bilirkişi raporları ve savcılık soruşturması bu acı gerçeği ortaya çıkarmıştı.
Adalet Bakanlığı’nın bu raporlara tepkisi, cinayetleri ortaya çıkaran savcıları başka illere tayin etmek oldu. Tabii bu raporların sonunda kaçınılmaz olarak olaya karışan kamu görevlileri hakkında dava da açıldı. Dava açıldı da ne oldu?..."

"Gazetelere dün yansıyan haberlere göre 32 kişinin ölümünden, yüzlerce kişinin yaralanmasından, 20 cezaevini harabeye çevirmekten sorumlu güvenlik görevlilerinden yalnızca Bayrampaşa Cezaevi’ndeki olaylardan sorumlu olanlar yargılanmış, 7 yıl süren ve 11 hâkimin değiştiği Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada 1600 güvenlik görevlisi ‘zamanaşımı’ndan aklanmıştı. Zamanaşımından aklanmak ne demek? Suçlu olup olmadıklarını saptamaya zamanımız yetmedi. O nedenle onları suçsuz sayıyoruz demek."
"...O zaman görüştüğümüz bir bakan bize açıkça, devlet içindeki bazı kuvvetlerin cezaevlerine saldırmak istediğini ifade etmiş ve bu korkusunu bizimle paylaşmıştı..."
Oral Çalışlar'ın yazısının tamamı için

Hiç yorum yok: