Perşembe, Temmuz 3

koy o dalgakıranı cebine

atilla atalay'ın "kişi başına bir yalnız" kitabından bi hikaye

"Ürkek bir uskumruyum denizler şehrinde...
Tuzlu, hoyrat küfürler saçan martıların öfkesiyle
Çığlıklar attığıma duy da inanma.
Koy o dalgakıranı cebine...
Bırak usulca sızayım,
Duru suların aktığı yollardan
En gizli yerlerine...

-Alo Sıkılhan. Demin okuduğum şiiri duydun di mi lan? Duymadın! Yani demem o ki, unut, sil aklından.
- Peki Hırgürkan... Reset yâ Rasulullah... Evet, sildim şi­iri, başka?
Olm bu şiir nedir lan, nedir...
Hangi şiir?
-Dalga geçme şerefsiz, bak ben kafadan çok ciddi bi po-roblem yaşıyorum burda. Makara yapıp işi yavşağa bağla­manın alemi yok. Defalarca kez bıçaklar atarım, o olur... Doğrudürüst cevap versene şerefsiz.
-İyi de ne şimdi? Bi başkası senin kıza mı yazmış bu şiiri. Ya da ne biliim, ters biri tarafından bizzat sana mı gön­derilmiş, ne bu hiddet bu delirgenlik?

- Daha kötü olm, kendikendime yazmışım ben bu şiiri. Geçen gece bizim işlettiğimiz mekânlardan birinde kenar masaya oturmuş karaceket karapantul, kuul ve fakat pisi-kopat bir ifadeynen denize doğru en ağır hallerimle bakar-kene on şişe kadar bira içmişim ben. Tabiyatıynan masaya sızmışım. Parsonal arkadaşlar uyandırmaya cesaret edeme­mişler. Zabahınan bi uyandım kafamda filler zkişiyo, don don... Sonra baktım ki masada bi peçetede bu şiir. El ya­zımdan bildim, kendim yazmışım. Kelle kafa kendikendime "ürkek uskumru" felan demişim. Bööle bi ince ruhlar, bi hislilikler felan. İçimde bir kanlık mı var lan acaba benim? Gel beni piçakla lan. Delikanlıysan bunu yap Sıkılhan, gel beni piçakla içimdeki kadını öldür...

- Manyak olma hacı.

- Parsonal arkadaşlar cesaret edip bana piçak kaldıramaz, atla bi taksiye gel beni defalarca kez piçakla, koş diyorum lan, bu utançla daha fazla yaşayamam...

- Abi hastalık yaratma. Şiir yazmışın işte ne güzel lan...

- Anlaşıldı, senden fayda yok. Ben de Japon delikanlıla­rı gibi kendikendimi pıçaklayıp harakiri yapıcam. Alo, lan "Şiir yazmış, içinden karı çıkmış, harakiri etmiş" filan di­ye arkamdan konuşan olmasın. Sen de ki: "Ben de orday-dım, olay şu şekilde oldu. Hırgürkan, mekânında alkol alıp taşkınlık yapan bir grup Japon'a daldı. Yok yok... Ön­ce delikanlı gibi ikaz etti. Ekmeğinin peşinde idi, temiz esnaf bi çocuktu. Ancak sayıca üstün Japonlar buna pislik yapmak suretiyle Sony marka bir sustalı çekerek onu kal­leşçe karnından piçakladılar". Harakiri felan yok yani, an­ladın...
*****
-Miriba Sıkılhan, ben Bunalgül Peremecioğlu, yazar... Ciddiyim, yeni bi yapıta başladım, kararlıyım yazar olucam ben. "Löhrekler"in birinci bölümündeyim, "Hübendünler" ile ilgili de notlar alıyorum. Sonra da sırada "Uzbikerler" ve "Alligötorler" var... Yaa. Bişi söylemiycak mısın?
-Bilmem ki Bunalgül, ne söylesem "Zzzıt Erenköy" diyip beni bozucakmış gibi bi halin var. Söylediklerin pek anlaşıl-mıyo, ne o ööle Alligötor felan.
-Fantastik edebiyat salak! Kendim yarattım ben, bu şey­leri, kahramanları. Alligötorler mesela kötücül yaratıklar, Mastergötor diye bi efendileri var. Hafif timsaha benziyolar bunlar, Hebendünler'e karşı Löhrekler'le işbirliği içindeler. Löhrekler'in bi ayağı altı parmaklı innanılmazz salak bi prensesleri var, Löhrekler'in Lordu, Kuduzar'la evlenip tıl­sımlı gazoz açacağını ele geçirmek istiyo, ööle olunca da Fantazhisar'ın tek hakimi olucak. Fantazhisar, benim ta­nımladığım bi dünya, Löhrek, Hübendün; Uzbiker ve Alli­götor Halkları Fantazhisar'da yaşıyolar. Nasıl? Begenmediy-sen sööle, lütfaaaan.
-Sarsıcı buldum Bunalgül. Belli, yazarken sen de sarsıl­mışın biraz.
-Ya evet, yaratım sürecindeyken biraz tuhaflaştıgım doğ­ru. Fantazhisar beni neredeyse eline geçirdi, artı, kahra­manlar kendilerini yazdırtıyolar insana, bazen bir Löhrek bazen bir Hübendün oluyorum.
- Tam olmuşsun sen Bunalgül.
- Yok canım abarma, daha alıcağım çok yol var. Yüzükle­rin Efendisi'yle Harry Potter'den okuycağım dört cilt kitap duruyo, Amazon com'dan Matrix'in directors cut DVD'sini ısmarladım ona da bakıcam. Ama sonuç olarak Fantazhi-sar'ı kurdum, yazar oldum ben, yani demem o ki, sana girlfriendin olarak yeterince ilgi gösteremezsem bunu anla­malısın. Her dakikamı sana ayıramam, anlıyo mısın? Yani diyelim ki senle bi cafede başbaşayız, beni Fantazhisar'dan kahramanlarım çağırır, kalkıp giderim, anlatabiliyo mıyım? Yani yazar oldum ben artık. Alo... Alo... Gene mi kapadın Alligötor!... Alo... Innanılmazlarca kere hayvansın sen Sıkıl­han, üstelik mankafa hastalığının pençesindasın. Unutu-cam, Fantazhisar mezbahalarında kesicam seni, elvedag! "

Hiç yorum yok: