Salı, Temmuz 8

Siz hiç kayboldunuz mu?

"... 4 Şubat 2001'de, benim de Milliyet'ten "azıcık kayıplara karıştırılmam" dan sadece üç hafta kadar önce o zamanki "gazetem" de şunları yazmışım:

' Ama onlar kimdi?
Siz hiç kayboldunuz mu?
Yabancı bir kentte, bilinmedik bir mahallede, ıssız bir sokakta ya da bir alışveriş merkezinde kaybolmaktan söz etmiyorum.
Hafıza kaybından, bitkisel hayattan veya ölümden de.
Ölmeden, daha doğrusu resmen ölmeden veya ölünüz bulunmadan, bir yerde görünüp sonra kaybolmaktan söz ediyorum.
Siz hiç, kaybını nereye, kime soracağını bilemeyen veya sorduğunda cevap alamayan bir yakın oldunuz mu?
Serdar Tanış ile Ebubekir Deniz, bir haftadan fazla bir zamandır, öyle ya da böyle, kayboldular.
Kim ki onlar?
Tanımazsınız.
Şöyle bir duysanız ilgilenir miydiniz, orası da 'faili meçhul'.
Yine de haksız sayılmazsınız ki!
Bu haberi ileten gazeteler kaybolanların kaybolduğu bölgeye sokulmuyor.
O bölgeye girebilen gazete ve televizyonlar ise kaybolanların kaybolduğu haberini vermiyor.
Ölü ya da diri, ne bedenleri ne izleri ortada.
25 Ocak'ta Jandarma'ya gittikleri biliniyor.
Sonrası meçhul.
Jandarma, OHAL Valiliği ve Şırnak Valiliği önce reddettiler ve bir hafta sonra şu versiyonu açıkladılar: 'Geldiler ama gittiler'
(...)
Ne var ki, yine ve yeniden, iki 'insan' daha kayboldu.
Onlar kim ki? Ne şöhret, ne şan, ne tanıdıklık!
İki yabancı!
(...)

Ne
mutlu ki siz hiç kaybolmadınız.
Kaybolsaydınız...
Sizle ilgili haberlerin verilmesini ister miydiniz...
Ve sizin için de yazmamı?' ..."
UMUR TALU - yazının tamamı

Hiç yorum yok: