Cumartesi, Ağustos 23

öldüren iş kolu - kot taşlama

kot taşlama da türkiyede insan hayatının ne kadar değersiz olduğunu yüzümüze vuran 2. bir tuzladır. Bu kot taşlama yapılan yerler nasıl hiçbir önlem almadan, çalışanlara hiç bir uyarı yapılmadan bu kadar açık açık ve bu kadar vahşice insanlarımızın canına kast ederek kâr etmeye çalışıyor. Kâr etmek amacıyla insanları ölüme göndermek, suç değil mi ? kâr etmenin her türlüsü serbest mi, bu ekonomi mi iyiye gidiyor, böyle mi gidiyor. Bizim sessizliğimizden güç almıyorlar mı, insanların canına kast ederek kâr ederken. Ve siz kenara çekilebilir misiniz, bu cinayetlerde hiç mi payınız yok. Bu topraklarda insana verilen değerin kum torbasıyla karşılaştırılabilir olmasında hiç mi payımız yok. (Ömer)


Aşağıdaki haber ntvmsnbc'den

“Öldüren iş kolu” kot taşlama atölyelerinde kısa bir süre çalıştıktan sonra iki kardeşiyle birlikte tedavisi imkansız silikozis hastalığına yakalanan Abdülhalim Demir, kamuoyuna hitaben “Leyleğin atılmış yavruları” başlıklı bir mektup gönderdi.
“Şimdi merak ediyorum yazımı okuyup bize sahip çıkacaklar mı? Yoksa bu leylek hikayesine gerçekten inanacağım.

Acaba atılmış yavrular biz miyiz?” diye soran Demir’in yaşadığı Bingöl’ün Karlıova ilçesi, Taşlıçay Köyü’nde 300 kişi aynı hastalıktan ölümü bekliyor. Sigortasız çalıştırıldıkları için tedavi olacak, dava açacak paraları olmayan kot taşlama işçileri adına bir soru daha soruyor Demir: “Sigorta nedir duymuştuk ama ne için gerekli olduğunu anlatmamışlardı. Bizim gözümüzde sigorta 20 yıl aynı iş yerinde çalışanı emekli etmekti. Oysa sigorta hayatı garanti etmekmiş. Hadi bizler bilmiyorduk, peki devlet neredeydi?”

Hiç yorum yok: