Pazartesi, Eylül 29

inkâr beğendi

"... İçişleri Bakanı'na, 'Nevruz'da Hakkâri'de polislerce kolu bükülen bükülen bükülen çocuk'u sordu muhalefet milletvekili.
Bakan dedi ki, 'İşkence yoktur. Şikâyet yoktur. Soruşturma yoktur.'
Az kalsın diyecekti ki, 'Çocuk da yoktur.'

Memlekette, 'şikâyet' olduğunda mutlaka devlet ve devlet gibi güçlüler karşısında hakkını alırsın, adaleti bulabilirsin zaten!
Öyle mühimdir şikâyetin olup olmaması.
Oysa çocuğun babası 'Şikâyetimiz var' da diyor.
O bir yana, bakanın gözlükleri de var; görüntüler orada duruyor.
Ama muhtemelen bizde görev anlayışı şöyle olabiliyor:
Bakan kendi memurunu koruyacak, kollayacak önce; memurunun mağdurunu değil.
Memurunu korumak da şöyle:
Çalışan olarak hakkını, hukukunu, geçim koşullarını, angarya iş yükünden bunalmamasını filan dert etmeyeceksin.
Zanlı ise, suçlu ise kollayacaksın.
Kırılası diye bellediğin kolları bükmüşse, alınası normaldir sandığın canları yok etmişse, koruyacaksın.
13 yaşında bir çocuk delik deşik edildiğinde de...
14 yaşında bir çocuğun kolu ikiye bölündüğünde de...
12 yaşında bir çocuğun gözü plastik mermiyle alındığında da.
Çünkü bu çocuklar 'potansiyel suçlu' sayılıyor ve ne acı ki, alınmış canları, çıkarılmış gözleri, bükülmüş kolları 'potansiyel suçun fiili cezası' olarak tescilleniyor... "
umur talu'nun yazısının tamamı, sabah

Hiç yorum yok: