Pazar, Ekim 19

tabii siz bilirsiniz!

"Bakın, bu işler böyledir. "Dipsiz Kuyu" boşuna dipleri tarayıp durmuyor.
Boşuna, "Güçsüzün dostu güzsüzdür"...
"Güçlüler tepişse de eninde sonunda hakimiyet ve tahakküm sistemini üleşir" demeye getirmiyor.
Bunun "Devletin bekası" ile ilgisi tali.
Bunun "Rejime sahip çıkış" la ilgisi tali.
Esas olan şu:
Muktedirler muktedirlerin kurdu değil, nihai müttefikidir.
Yani, siyasi, askeri, ekonomik, toplumsal olarak "hakim tepeler"de bulunanlar, belki en sert muharebeleri yaparlar birbirleriyle, ama esas savaşları "alttakiler"e dairdir.
"Dair" ne kelime, "alttakiler" sairdir.

Buyruk, kuyruk
Oysa, birçok açıdan "cumhuriyet"...
Çok açıdan da "demokrasi"...
"Alttakilerin üsttekiler karşısında güçlü kılınabilmesi, en azından korunabilmesi, en azından kendilerini savunabilecek imkanlara sahip olabilmesi" varsayımıdır.
Ama bizim yuttuğumuz hap başka şey:
Biz gününe göre...
"Cumhuriyet"i, "Büyük askerler" karşısında hazırola geçmek...
"Demokrasi"yi de "Büyük iktidarlar" arkasında kuyruk olmak diye anladık.
Öyle anlattılar zaten.
O yüzden de...
Memleketin her etnik kökenden, her mezhepten, inancı güçlü yahut zayıf, sivil veya asker, işçi veya köylü, memur veya maraba tüm "alttakiler"i, ya onun arkasında ya şunun berisinde, tabii ki, patron, ağa, şeyh, cemaat lideri, örgüt şefi, amir, çete lideri gibi bilumum kanuni yahut "kanun-siz" şefin bagajında toplandılar.

Oysa ne onlarınki "cumhuriyet" idi...
Ne bunlarınki "demokrasi".
Ne ki insan yedikçe yemek istiyor.
Palavraya karnı bir türlü tok olmuyor.

Bakın, dikkatli bakın...
Ne "demokrat" Başbakan eleştiriden, sorgulanmaktan hoşlanıyor.
Ne de "cumhuriyetçi" Genelkurmay Başkanı.
Durmayın devam edin:
"Özgür basın" deyiveren medya patronu da eleştiriden, sorgulanmaktan hoşlanmaz.
Bize meslek dersleri veren kimi "özgür gazeteci"nin cemaat hocası da.
"Susturmayın" filan diyen TÜSİAD Başkanı bize "müesseselerinde ne kadar özgür olabileceğimizi" de anlatmalı...
"Demokrasi raporları" hazırlayan sivil toplum örgütleri de; patronların, hukuksuz ve angaryaya dayalı, örgütlenmeyi yasaklamış, işten atmakla tehdit eden "işadamı ve kadını" zihniyetinin demokrasinin neresine girdiğini izah etmeli! ..."
umur talu, sabah

Hiç yorum yok: