Pazartesi, Kasım 10

mustafa 2

nickfallin'in blogundan alıntı
"...Peki neden Kemalist değilim? Çok basit. Kemalizm adı verilen düşünce tarzı, Atatürkçü Düşünce Derneği ve benzeri oluşumlar size ormanı gösteren adamın gösterdiği ormana bakacağına parmağa tapınmaktan başka bir şey değil de ondan..."
"...Gerçi Atatürkümüz, Modern Türkiye'nin Kurucusu yüce ATAMIZ salıncağa binmezdi, o 30 yaşında tüm siyasi ve askeri dehasıyla beraber doğmuş, ölümü de sirozdan değil bir dehaya yakışır şekilde aşırı kitap okumaktan gözleri bozularak olmuştu ama ben ve diğer CIA ajanları kendisinin salıncağa bindiği, denize girdiği fotoğrafları montajlayarak ülkeyi birlik ve beraberliğe en ihtiyaç duyulan şu günlerde bölmeye çalışıyoruz..."
"... Sürekli bir parasızlık imkansızlık içinde, idealleriyle, umutları ve özlemleriyle Mustafa'yı ben çok sevdim. 29 Ekimler'de, 10 Kasımlar'da, 23 Nisanlar'da otoriter Ulus Devletin temeli pek sağlam olmayan bir devlet yapısını destekleyebilmek için sadece dikta rejimlerinde görülebilecek şekilde heykellerini, üniformalı resimlerini kullandığı, her işyerinde, ofiste bize kötü kötü bakan adam sadece statükonun tezahürüyken, salıncağa binen, seven, üzülen, özleyen, annesine veda edemeyen bu adamı eskiden duyduğum saygı bir yana bu defa çok ama çok sevdim. ..."
yazının tamamı

Cumartesi, Kasım 8

kara

" ‘Karaların yeri neresi
Bu atlı karıncada;
Binmek istiyorum, söyleyin bana
Güneyde bir kasabada
Beyazlarla karalar
Oturamaz yan yana
Güneyde trenlerde
Zenci vagonu ayrı
Otobüste yerimiz en arkada
Ama atlı karıncada
Yok ki arka sıra
Hangi ata bineyim
Benim derim kara”
diye soruyordu Langston Hughes, kara bir çocuğun ağzından. Bundan 53 yıl önce bir gün Rosa Parks adlı siyah bir kadın, otobüste beyazlara yer vermeyi reddetti. O an, sivil direniş tarihinin şanlı bir sayfasını çevirdiğini bilmiyordu elbet. Ama artık canına tak etmişti... "
yıldırım türkerin yazısından, radikal

Pazar, Kasım 2

mustafa

perşembe akşam bir arkadaşımla mustafayı izlemeye gittik, can dündarın nasıl bir film/belgesel yaptığını merak ediyordum salondaki birçok insan gibi. filmi izlerken sıkılmadım, anlatım da gayet güzeldi ama 120dk da atatürk'ün tüm hayatını anlatmak biraz özet gibi olmuş, hemen hemen hiç bir konuda detaya girmek mümkün olmamış. iyi bir başlangıç olabilir, belki bundan sonrası için. can dündar da elinde 1 filme sığmayacak kadar çok malzeme olduğunu söylüyordu, geçenlerde tvde. ama detaylara girildiğinde bundan daha fazla gürültü çıkıcağı kesin gibi, çünkü herkesin aklında bilinmesini istediği farklı bi atatürk imajı var. detaylara ulasmayı deneyen herhangi bir çalışma neyin gerçek oldugundan bağımsız olarak çok hırpalanıcaktır, bu da sponsor/yapımcı vesaire bulmayı daha baştan zorlaştırır...

-- spoiler --
aradan sonraki bölümde fikriye hanım intihar ettikten sonra atatürk diyor ki :
"ordular yönettim, ama bir kadını yönetemedim."
sanırım salondaki erkeklerin ağladığı kısım burası :)
-- spoiler --