Pazar, Ocak 25

Takvimde tek yaprak

"Aynı güne düşüvermiş ve henüz kapanmamış tarih yapraklarına bir bakın.
Kiminin "Türkiye'de serbest piyasa düzeni"nin miladı diye kutsadığı ama nedense "ABD komutasında faşizan askeri darbe" bağlamından kopardığı ekonomik kararlar demeti.
Binlerce ölü, Gladio (veya kontrgerilla), katliamlar, boğma teliyle canı alınanlar, bir köşede kurşunlananlar, bombalananlar, yok edilmiş onca düşünen insan, işkencelerden geçirilenler, Diyarbakır Cezaevi gibi vahşetler, gasp edilmiş insan hakları, kazınmış sosyal haklar ile "tesis ve tahkim süreci" sağlama alınmış "hür" piyasa! Bir gün gelip kendisine suikast girişimi ve ani ölümü de "büyük muammalar" arasına katılacak, "modern muhafazakâr, piyasa liberali, akıllı" bir adamın serüveni...
(Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası) MESS'in oralardan "24 Ocak kararları"nın başına, oradan "Darbe hükümeti"nin içine, oradan "Darbe Anayasası ile geçilen vesayetli demokrasi"nin başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı koltuklarına bir Turgut Özal.

Bakın yapraklara.
Kiminin sadece "Kuvayı Milliyeci" diye kutsadığı, ama bildiğimiz "gazetecilik merakı ve karanlık mesele bulma, aydınlatma tutkusu" ile "dost sanılan" sınırlara da koşturan...
Öldürülen gazetecilerin, aydınların dosyalarını didikleyen...
Diyarbakır Cezaevi'nde azdırılan, reisi Ankara'dan gönderilmiş PKK'nın "devlet bağlantıları"nı kurcalayan...
Darbeye giden yolda tetikçilik, boğma telcilik, katliamcılık yapmış sonraki Susurluk aktörlerinin Gladio bağlantılarının, polis, asker ve devlet bağlarının peşine düşen...
Gazetecilik tutkusu ile karanlık dosyalarda gezinirken, çok sayıda "dost" ve "düşman" aşağına basan...
Başkalarının canını alan C 4'lerin izini sürerken kendi arabasına konmuş olanı göremeyen...
Parça parça olan...
Ve onca yıldır "parçaları birleştirmemizi" bekleyen bir Uğur Mumcu.

Bakın yapraklara.
Özellikle "teröristler" le mücadele etmesi için bir "Devlet görevlisi" olduğu Diyarbakır'da "Halkın en çok sevdiği Emniyet görevlisi" olan...
Olağanüstü hallerin, faili meçhul halsizliklerin üstüne "hakkaniyet duygusu" ile gönüllere giren...
Bugün bile, linççilere inat, Adapazarı ile Diyarbakır arasında kadim dostluk köprüsü baki kalan...
Akıl, gönül, emek, biraz insanlık verdiği Diyar'da, polis arkadaşlarıyla birlikte, devlet eliyle imal edilmiş, kışlalarda beslenmiş bir "çete"nin çapraz ateşinde delik deşik vurulan bir Gaffar Okkan.

Sahi; bırakın onca yılı bir kenara.
Onca cumhuriyet yılını, onca demokrasi taklidini, onca hukuk devleti karikatürünü kucaklamış, ömrünüzden önce devrilmiş veya hayatınıza eşlik etmiş seneleri bir kenara bırakın.
Takvimdeki bir tek yaprağı, o bir tek 24 Ocak gününü dahi merak etmez misiniz?
Merak etmez misiniz; neydi o ekonomik program, nasıl kotarıldı, nasıl dayatıldı, neden sözde devleti koruyup kollayan bir askeri darbeyle kollandı diye...
Merak etmez misiniz; şimdi çukurlardan çıkan plastik patlayıcıyı Mumcu'nun arabasına kim koydu, kim ve o gün neden koydurttu diye...
Merak etmez misiniz; devlet beslemesi bir Frankenştayn olan Hizbullah vurdu hakikaten Okkan'ı; kim, o gün neden orada öldürülmesini istedi diye."
umur talu, sabah 25 0cak

Salı, Ocak 20

2

sağ tarafta halaa "bir yıl oldu ne oldu" banneri duruyor. bugun 2 yıl oldu, ve halaa bir arpa boyu yol gidilemedi. gönülsüzce bir takım insanların idari soruşturmaya uğraması için izin bile 2 senede çıkabildi ki, yargılanmadan bahsetmiyoruz sadece idari soruşturma, müfettiş falan. Bu arada birileri katillerle fotograf çektirdi, türk bayrakları önünde. tüm cinayet planı boyunca bu işten haberdar olduğu ortada olan başka birileri "istihbaratın" başına getirilerek ödüllendirildi. Sabah akşam ergenekon, ergenekon diyen yok adalet, yok temiz eller diye ortalıkta dolaşan sorumlular iş Hrant Dink cinayetini çözmeye, burda adaleti, hakkı sağlamaya gelince ortadan sıvışıyorlar. 2 sene boyunca bir arpa boyu yol alınamadı. yazık.

*şurda da umur talunun bu günkü "kravatın vicdanı" yazısı var, bu iki senede yaşanan rezaletin kısa bir özeti.

Pazartesi, Ocak 19

carlos latuff


çizimler brezilyalı karikatürist carlos latuff'un

Çarşamba, Ocak 7

israil - chavez

"Venezuella, İsrail’in Venezuela Büyükelçisi ile elçilik personelinin bir kısmını sınır dışı ediyor

Venezuela, Gazze’ye saldırmasını protesto etmek için, İsrail’in Venezuela Büyükelçisi ile elçilik personelinin bir kısmını sınır dışı ediyor.
Venezuela Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "İsrail Büyükelçisi ve İsrail Büyükelçilik personelinin bir kısmını sınır dışı edilmesi kararı alındığı" bildirildi.
Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez de daha önce yaptığı açıklamada İsrail’i kınamış ve Venezuela’daki Musevi cemaatini, İsrail Hükümetine karşı tavır almaya çağırmıştı.
Chavez, İsrail’in Gazze saldırısını kastederek, "Venezuela Musevi cemaatinin bu barbarlığa karşı çıkacağını ümit ediyorum. Bunu yapın. Bütün zulümlere şiddetle karşı çıkmıyor musunuz?" diye konuşmuştu. (aa)"

Radikalin haberi


Cumartesi, Ocak 3

zeitgeistle iyi gider

ben zeitgeist addendum ve zeitgeist final editionı izledikten sonra, bu belgeselleri tamamlayan benzer konulardan bahseden belgeseller/filmler aklıma geldi. Mesela addendum da "bir ekonomik tetikçinin itirafları" kitabının yazarıyla yapılan röportajda geçen venezüeladaki darbe girişimi daha detaylı anlamak için "the revolution will not be televised" izlenebilir. Final editionda geçen terör korkusunun siyasetteki kullanımıyla ilgili müthiş bir bbc belgeseli var 3 bölümlük "the power of nightmares". final editionı izlerken mutlaka "network" filmini merak etmişssinizdir, 1976 yapımı bu filmde zeitgeistta alıntılanandan daha fazlası var görmek lazım. ve son olarak final edition'ın dinle alakalı kısmı biraz hafif olmuş sadece hristiyanlık ve museviliği eleştiriyor, bana daha genel olarak din ve tanrı kavramlarını eleştiren bişiler lazım derseniz o zaman da richard dawkins'in 2 bölümlük "the root of all evil" belgeseli yardımcı olucaktır.

zeitgeist final edition

ben sitesinde ilk kez gördüğümde 2sini de aynı belgesel sanmıştım ama görünüyor ki öyle değilmiş =) zeitgeist final edition daha geniş kapsamlı bir belgesel. en az addendum kadar muhteşem bir tarzı var. bu sefer din, terör, korku politikaları ve az da olsa yine ekonomiye yöneliyor. addendum sadece ekonomiyi ele alıyordu. 2side mutlaka izlenmesi gereken, muhteşem belgeseller.
zeitgeist final edition bittiğinde ekranda şunu görüyorsunuz : the revolution is now.
belgeseli izledikten sonra, belgeselin 2-3 yerde alıntı yaptığı 1976 yapımı Network filmini de izledim, o film de çok etkileyiciydi ve zeitgeist serisinin üzerine iyi gidiyor.

ayrıca alev alatlının "schrödingerin kedisi" serisini okuyanlara çok tanıdık gelicektir, zeitgeist'ın anlattıkları.