Pazartesi, Mayıs 25

diyelim ki mahkeme karar verdi, eee sonra ne olmuş

hadi sen hiç utanmadan efendine karşı dava açtın, bu yargı da bir garip arkadaş nasıl seni haklı buldu. sen ki kölelerdensin bilmez misin, kazayla haklı da bulunmuş olsan, orda adına kanun denilen bir takım kağıtlarda yazan kuralları kendin için mi sandın. uyan ey gafil, onlar senin efendine lazım olursa kullanılır.

arkadaşımdan dinliyorum, bir konferansta olanları anlatıyor. yabancı bir uzman ama ne uzmanı olduğunu unutmuşum. neyse konuşmasının sonunda soruları alıyor, türk kalkıyor böyle böyle bir anlaşmazlık ortaya çıktı diyelim ne yapmamız gerekir diyor. adam soruya cevap veriyor. türk tekrar soruyor peki bu şekilde çözemezsek ne yapmamız gerekir. adam o zaman mahkemeye gitmeniz lazım, mahkeme bu konudaki nihai kararı vericektir diyor. türk soruyor peki mahkemenin kararı uygulanmazsa ne olucak. yabancı arkadaşımız tabii verecek bir cevap bulamıyor, onun geldiği ülkede böyle bir soru ortaya çıkması mümkün değil.

burası tabii öyle değil, nerdeyse 1 senedir Hatice Arslan DESA'nın önünde başladığı eylemine devam ediyor. Hatice Arslan desa'dan sendikalı olduğu için atıldı, yargıya gitti süreç ve en sonunda yargıtay desayı haksız buldu. ama kıdemsiz ve tazminatsız işten çıkarılan Emine Arslan bu mahkeme kararına rağmen desaya sokulmuyor. peki aylardır mahkeme kararının uygulanamamasının sonucu ne, hiç.

şurda aylar önce ece temelkuran'ın yazısından alıntılamıştım, buyrun burdan. ya da az aşağıda bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok: