Çarşamba, Haziran 10

Görevi, istihbarat yüzbaşı!

"Binbaşım, o zaman yüzbaşı imiş...
Trabzon İl Jandarma Komutanlığı'nda İstihbarat Şube Müdürü.
İşi istihbarat yapmak, ihbar değerlendirmek, ciddiye almak.
Önceki gün, "talimatla ifade" verdi...
Jandarma İstihbarat Şube Müdürü
iken gelmiş bir ihbara dair.
İhbarı getirenler de görevli askerler.
Dediğine göre, "2006'nın yaz ayları."
İhbar diyormuş ki, "Yasin Hayal ve birkaç arkadaşı Hrant Dink'i öldürme hususunda planlar yapıyor."
Dediğine göre, bu "bilgi" yi komutanına ve şube müdürlerine de aktarmış.
Sonra?..

"Daha sonra, Hrant Dink'in öldürüldüğünü duyduk."
Tamam binbaşım; onu biz de duyduk!
Ama bize ihbar gelmemişti.
Bize kimse Yasin Hayal'den bahsetmedi.
Biz Trabzon'da değildik; Jandarma değildik, İstihbarat Şube Müdürü değildik.
Polis ile Jandarma istediğini pek rahat dinler ve izleyebilirken, biz sıradan insanlar bu imkânlara sahip değildik; İstihbarat Şube Müdürü hiç değildik.
Ne ki, "daha sonra Dink'in öldürüldüğünü duyduk" biz de.
Lakin aramızdaki fark şu idi:
Siz, daha önce, Hrant Dink'in öldürüleceğini de duymuştunuz!
Daha sonra öldürüldüğünü duymadan daha önce, öldürüleceğini duymuştunuz!
Ama ciddiye almadınız.
Ama ihmal ettiniz.
Ama hiçbir şey yapmadınız.

"Muamma"
şudur:
2004 Ekim'de Trabzon'da bomba atan...
Bir hafta sonra İstanbul'da yakalanan...
Bombaya sevk eden "Abisi" yargıdan kaçırılıp polis (ve jandarma) "elemanı" yapılan...
Mahkeme masrafları kimi siyasi "Abi" tarafından karşılanan...
Bomba mağduru McDonald's başta, yaralılar da dahil, hakkında şikâyetçi bırakılmayan...
Yıllarca tutuklu kalan, silahsız, bombasız "terör zanlıları" nın bulunduğu memlekette11 ay tutukluluk ardından 2005 Eylülünde tahliye edilen...
Nisan 2006'da, dışarıda serbestken 6 yıl 8 ay hapse mahkûm edilen...
Ama temyize kadar tekrar içeri alınmasına gerek duyulmayan...
Dosyası Yargıtay'da öylece bekleyen...
Beklemede, işte Jandarma İstihbarat Şube Müdürü'nün dediği üzre, "2006 yaz aylarında birkaç arkadaşıyla Dink'i öldürme hususunda planlar yaptığı" öğrenilen...
İhbar edilen...
İhbarı ihmal edilen...
Ve 19 Ocak 2007'de Dink öldürüldüğünde, bir yıl önceki "bomba mahkûmiyeti" kararı hâlâ Yargıtay'da bekletilmekte olan ve "bombadan" mahkûm olduğu halde serbest dolaşması sağlanan...
Burada duralım işte...
"Sağlanan"ları Hayal'e kimler sağladı?

Ortada kimi siyasinin de, kimi polisin de, kimi askerin de "ihmal" ya da harflerin yerini değiştirirsek "ilham" aktörü sayılabileceği bir "cinayet senaryosu" var.
Dünyanın her yerinde, böyle bir olayda ilk soru şudur:
Yasin Hayal, mahkûm olduğu halde serbest kaldığı için mi öldürme planları yapabildi...
Yoksa...
Öldürme planları yapabilmesi için mi olaylar böyle gelişti?
Görünmez bir el mi, adım adım, kurum kurum, dosya dosya, kimi gence büyük suikastın faili olmak, bir gazeteciye de ensesinden vurulmak diye bir kader çizdi?


Bu soruların manasını çözebilirsek...
Yurdumuzu daha iyi tanırız!
Bir de "yurdum görevleri" ni.

Görevi, Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı... "Yaz aylarında, öldürme hususunda planlar yapıldığı" ihbarı almış...
"Daha sonra, öldürüldüğünü duyduk" olmuş!
Arada...
Ne olmuş, nasıl olmuş?
Not:
İlk günden yazdığım ama genelde pek az dert edilen bir nokta şu: Hayal dosyasının Yargıtay'da beklediği süre; dolayısıyla bomba mahkûmiyetinden hapse girmesini engelleyen, dolaylı olarak da"öldürme planları" yapmasına imkân veren süreç! Cinayetin ertesi günü bunu Hayal'in "bomba davası" avukatına da sormuştum: Anladığım kadarıyla o bile Yargıtay'daki sürenin uzunluğuna şaşırmıştı. Çünkü boru değil, bomba davası idi! "

umur talu, sabah

Hiç yorum yok: