Pazartesi, Haziran 29

hollywood'u kapattığım gün

okunacaklar listeme bir kitap daha eklenmiş oldu, alev alatlının yeni kitabının çıktığını, geçen gün radikalde gördüğüm röportajından öğrenince.
masada bekleyen kitaplar var yarım kalmış, onları okumam lazım daha. bu aralar çok yavaşladım sanki.
kitabı da kendi kelimeleriyle dinleyelim :

"...
Şöyle kucağımızda ‘popcorn’, koltuklara gömülüp heyecanlı bir Amerikan filmi izlemek zevkimiz vardı. Niye yazdınız bu kitabı? Ne istediniz bizden!
Yine seyredin. ‘Popcorn’ değil de, patlamış mısır yiyerek seyredin! Ha, ‘patlamış mısır’ tamlaması fazla alaturka geliyorsa, ‘pafuli’ de atıştırabilirsiniz, ne de olsa etnik diller ‘in!’ Şaka bir tarafa, ne seyrettiğinizi bilerek seyredin diye öneriyorum. Hepsi bu...
Kitapta “Amerikalıları gezegenimize beyazperdeden katılmaktan kurtarıyorum” diyorsunuz. Ne demek bu?
Bu sorunun cevabı, kitabın tamamını istiyor. Yine de birkaç ipucu vermeye çalışayım. Mesela, Ebu Garib askeri hapishanesinin o aşağılık kadın polisini, Iraklı esirleri seks fantazilerinin tatmininde kullanan Lynndie England ve avanesini hatırlayın. Benzeri fantezilere ‘seyirlik öyküler’ olarak revaç veren ‘Reservoir Dogs’, ‘Natural Born Killers’, ‘Pulp Fiction’, ‘Killing Zoe’ gibi filmleri hatırlayın. Kadının dehşet verici bir fütursuzlukla “Neden pişman olacakmışım? Onlar düşmanlarımızdı!” derken, Vietnam’dan Güney Amerika’ya, Afganistan’dan Irak’a, Amerikan halkının ‘düşman’ algılamasını şekillendiren Hollywood ve Hollywood çıkışlı televizyon ürünlerini hatırlayın. Irak ya da bir diğer ‘Demokrasi ve özgürlük’ operasyonuna (Bunlar Bush’un laflarıydı), ‘Decapitation Strike’ (Boyun Vurma Operasyonu) gibi, Ortaçağ engizisyonlarından esinlenen vahşi bir isim verebilmiş olmalarının ardında yatan Amerikan dünya görüşünü hatırlayın. Ve nihayet Lynndie England ve avanesini birkaç ‘çürük elma’ya indirgeyip Ebu Garib sürecini vakayı adiyeden sayan 2007 yapımı ‘Ghosts of Abu Ghraib’, efendim, 2008 yapımı ‘Standard Operating Procedure’ dokü-dramalarını hatırlayın. Sonra da aynı sürece eleştirel yaklaşan ‘The American Soldiers’, ‘Rendition’, ‘In the Valley of Elah’, ‘Lions for Lambs’ gibi filmlerin, ki Robert Redford, Brian De Palma gibi isimlerin işleriydi, hiç mi hiç gişe yapmadıklarını, hezimete uğradıklarını hatırlayın. Bunlar ve burada konuşamadığımız olguların Amerikan halkının dünyayı Hollywood aracılığı ile algıladığını kanıtladıklarını anlatmaya çalışıyorum. Kapattım ki, insancıklar gerçekliğe avdet edebilsinler! ..."

Hiç yorum yok: