Pazartesi, Temmuz 20

erk bağımlılığı

bugün bir arkadaşımla konuşurken yıllar önce perihan mağden'in radikalden ayrılıp aktüelde yazdığı zamanlardan kalma bir yazı düştü aklıma. saklamışım neyse ki =) buyrun burdan alalım sizi.


"Burgulu kuleler Dubai'den, çaylar Tibet, dayak zengin heriflerden
Perihan Mağden – Aktüel

Önce güzel kızkardeşim ERK Bağımlılığı'nı kıracaksın. Böyle zengin görünce gözün
dönmeyecek! Adamın arabasının güzelliğini iç güzelliği zannetmeyeceksin. Adamın
belkemiğine bakacaksın; oluşmuş mu? Yüreğine, vicdanına, gözlerinin ışıltısına. Platin
kredi kartından gözlerini ayıramıyorsan, ayıramamışsan yersin dayağı!
Bilindiksliği üzre; sakalını 7 yıl boyunca 1 köşede ağartmış Ak Sakallı Dedekan
Figürü/Ninehatunbacısan olaraktanyani zormuş dergide yazmak! Haftada BİR KEZ yazıyor
olmanın çıldırtıcı hafifliği BİR yana, gündem uçuşup gidiyor gözlerimiz önünde: "Dr. Jivago"daki
kar taneleri gibi.
Ne kadar romanstik BİRİ olduğumu bilen bilir: Şu "Jivago" benzetmesindeki romantiklik
katsayısı, Dubai Towers'da yok icabında.
(Ki bu "Dr. Jivago" hastaları da, ayrı bir sakaletbaşyazısı konusudur.) Bu arada şehrin En
Büyük GecekondusuGüçkondusu mu demeliyim?En Büyük Kaçak İnşaatı olacak Dubaileme
Kuleleri. BU şehrin halkı yeni bir ataletin pençelerinde, O kuleleri İETT'nin, yani bizzat
kendilerinin arazisine diktirtirse, kabullenirse böyle bir emri vakiyi, oldu bittiyi, peşkeşiben
helalleşirim artık bu Sömürge Şehriyle. Bir şehre bu kadar mı sahip çıkılmaz? Yüzde yüz
kanunsuz Gökkafes karşısındaki mesafesine şapka çıkardığımız 1 Başbakan taşınması imkansız
bir yükü, nasıl bindirir O Levent Trafiği'ne, altyapısızlığa, üstsapısızlığaNasıl? Nasıl?
Ve kuşkusuz Dubai Kulelemeleri'ne karşı çıkmanın adı Baskın Basanındırcılar'ın yutturmaya
çalıştıklarının aksine "sermaye ırkçılığı" "Arap petrodolar düşmanlığı" filan değil, Şehirlilik
Bilincidir. Oturduğun, doğduğun, ölmek istediğin yere SAHİP ÇIKMAKTIR: Alâkasız güç
odaklarının şehri peşkeş projelerine kafa tutmaktır. Şudur da budur.
"Kafa tutmak" dediniz de aklıma geldi: Medyalamamız Mağdurella'lardan geçilmez oldu. Bir
akşam baktım Defne Samyeli'nin karşısında silikon mudur/hotoks mudur/jel midir/kolajen
midir/nitrik asit midir acayip şişirttirilmiş bir çift dudağı ileri uzata uzata fena halde itirafkar,
şakır şukur gözyaşları içinde 1 Deniz Akkaya! Ve derken: Deniz Gökçe'nin kafa attığı, 3 oğlan
annesi, reklamcı hanım.
Şimdi bu figürlere Mağdure yerine (ki Gamze Özçelik öyleydi mesela: Mağdure'ydi) ben
Mağdurella demeyi daha uygun bulmaktayım. Bir nevi resimli roman kahramanları.
Postmortem.
"Kızın burnu/elmacık kemikleri/dudakları TAKMAysa acısı da mı takma? BU ne kadın
düşşşmanlığı?
Güzelse, cevvalse, cabbarsa; dayak yesin Zengin Evlatlarından da, otursun mu yani?"
diyenleriniz olacaktır.
Yerden yedinci göklere kadar da haklısınız. Şiddet şiddettir ve kadına uygulanan şiddetin hiçbir
modeline geçit yok! Ama hakikaten hiçbir ekonomik imkanı olmayan, hayvanlar gibi alınıp
satılan, analarından emdikleri süt yıllarca, on yıllarca burnundan getirilen kadınlarımızın
yanındaBU kapılarında domuzları eksik, en mühimi kapıyı her an çekip gitme hakkına sahip,
dahası birlikte olacakları erkekleri de seçme hakkına burdan Fizan'a kadar sahip
kadıncıklarımızın kanlı gözyaşları içinde dökülmeleri medyalamamıza.
Diyelim elimde değil, ŞU geliyor aklıma: Bir gün çokçokçok ünlü bir ahbabımın kız arkadaşı
"Biliyor musun DAYAK yiyorum," diye foşurdadığında bana, Şikayetella'ya bakıp da: "Yahu boy
sende pos sende; niye geçirmiyorsun ki sen de ona elinin tersiyle?" demeden edememiştim
zira. Serde Clint Eastwood filmleriyle büyümüş bir ser var.
Şimdi bakıyoruz Deniz Akkaya'ya: bir seksen boylarında fit mi fit mi fit bir hanım kızımız.
Niye kendine pata küte girişen zengin çocukları nı bir temiz haklamıyor ki? Öyle kaplumbağa
gibi kapanıp kulak zarını patlattırmak filan yerine? Yani siz Deniz Akkaya'nın O Zengin
Çocukları'nı dövebileceğine, en azından fiziksel şiddetin "fi"si başladığında kapıyı vurup bir
daha yüzünü göstermemek üzre çekip gitmesi gerektiğineAma: aşkmış, küçükmüş, romantizm
sanmışmış, çocuğu olsun istiyormuşYa niye hep otelcilerden, motelcilerden, sinema ve bowling
salonu sahiplerinden, avize ve pastırma saraycılardan yapılmak isteniyor ki bu çocuklar? Niye
hep aynı mahut kadronun içinde dolanır bu kızlar? O cücük adamların ortasında? Ya peki Deniz
Gökçe'yle "Saçların sarı, 3 oğlun var, magazinciler bizi rahat komazlar" dediği için, yüreğinin
direği eski kocası için sızlanırken evlenen/babasının küçük yaşlarda Olimpiyatlar'a da
götürdüğü/dedesi efsaneci bankacı hanıma ne demeli? Allahaşkına elinizi vicdanınıza koyun da
konuşun: Deniz Gökçe'yle evlenilir mi? Bir de bu hanımlara "Nesiniz?
Ne iş yaparsınız?" dediğiniz anda Bülent Ersoy'un dedesinin Garanti Bankası kurucuları
arasında olması, pek mühim milliyetçi bir köşe yazaremizin milletvekilikızı/milletvekilikızı/ve
yineyenidenenbaştan milletvekilikızı olması misaliYahu bana NE babanın genelmüdürlüğünden?
Çocukken yediğin fondanlardan, kayaklarının markasından bana ne hanıım? Hakikat şu ki: hep
kendini dedelerin/babaların/kocaların kariyerlerinin, yakışıklılıklarının, mevkilerinin üstünden
tanımlamacaKanmaca, kandırmaca, dil üstünde kaydırmacaHep ERK bağımlılığı. Güç
müptelalığı. Müptezellik; netice itibariyle. Müptelalık; bakınız düşme halleri.
GÜÇ olsun. ERK olsun. ERKEK olsun, GÜÇLÜ (yani bunların lugatında PARALI ERKEK)
olsun. Gerekiyorsa ruhen cüce olsun. Ruhen çopur olsun. Ruhen köse olsun.
İntikamını senden alsın. Acısını senden çıkarsın. Vur vur inlesin, sonra da medyacılar
dinlesin.
Önce güzel kızkardeşim ERK Bağımlılığı'nı kıracaksın. Böyle zengin görünce gözün
dönmeyecek!
Adamın arabasının güzelliğini iç güzelliği zannetmeyeceksin. Evindeki banyo sayısının
yirmiyle çarpımı değil diyelim IQ'su. Ya da belkemiği. Adamın belkemiğine
bakacaksın; oluşmuş mu? Yüreğine, vicdanına, gözlerinin ışıltısına. Platin kredi
kartından gözlerini ayıramıyorsan, ayıramamışsan yersin dayağı; üstelik oturursun
aşağı! Kendini sıkı bir toparlayıp şöyle sıkı bir geçiremezsin dahi şımarığın ağzının
orta yerine. Mağdurella Mağdurella yaşamak zorunda kalırsın. Kalma. Susma! Ama
röportajcıların önünde değil.
ORADA. OLAY ANINDA. Çak cüceye cevabını en ağırından.
Hakikati okkalı tut. Kapıya da yakın ol. Tabanları yağladığında lafının vahametinden
kendine gelemesin birkaç hafta. Anasıyla olan derdini sana fışkırttığı için ne denli
küçüldüğünü düşünmek zorunda kalsın.
Onu yeterli zaman emzirmedi diye anası, sevmedi ya da zıvanadan sevdi/beş buçuk
yıl da emzirdi diye, sana sıçramasın. "Psikiyatri" diye bir bilim var. Kendini Allahın ruh
hastasına yem etme!"

Hiç yorum yok: