Pazar, Temmuz 19

güler zere

BİRİ Hipokrat yemini, diğeri adalet terazisi.
İkisini birleştiren bir meslek, herhalde vicdanlardan en vicdanlısı olmalı.
Olmalı mı olmamalı mı!
Hocam, Susurluk, Ergenekon, artık önüne kim geldiyse, tahliyesine sebep "hasta raporları" dağıtmış...
Ama iş, kaç yıla mahkûm olursa olsun, çoğu tutukluluk olmak üzere 14 yıllık cezaevi sürecinde kanser bedenine yerleşmiş "karşı taraftan" bir kadına gelince...
Nur yüzlü Hocam, 14 saatlik yolculukla getirilmiş hastaya beş dakikalık muayene ile ölüm bileti kesebilmiş.
Dün Sabah'ta Erdinç Ergenç'in de haberiydi bu.
Kızı Güler'in tedavisi için oturma eylemine başlayan babası Haydar Zere de diyor ki... "Ben bir babayım ve kızım gün gün ölüme gidiyor. Adalet Bakanı'na, Cumhuriyet Savcısı'na sesleniyorum. Vicdanınızı dinleyin. Af, merhamet dilemiyorum sadece kanunları uygulayın istiyorum. O kanunları kendiniz yaptınız. Uygulamayacaksanız niye yaptınız!"
Niye hakikaten!
umur talu

Hiç yorum yok: