Pazar, Temmuz 12

utanç duvarı

aresi yok.
Utanacaklar.
Utanacaklar.
Ötesi yok.
Demokrasiden bahsederken utanacaklar.
Cumhuriyet diye bağırırken de.
Hukuk derken çok utanacaklar.
Hak derken, adalet söylerken de, kul hakkı zikrederken de.
İnsanlık derken çok utanacaklar.
İnançtan konuşurken de.

Çaresi yok.
Önce utanacaklar.
Önce utanacaklar.
Dahası yok.
Başbakan'ın oğlu para karşılığı bedelli asker olurken de utanacaklar.
Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın kızı bile, binlerce kız üniversiteye alınmazken de utanacaklar.
On binlerce genç üniversite harcı dahi ödeyemezken utanacaklar.
Yüz binlerce genç çöpe atılırken de utanacaklar.
Teğetlerde insanı safra sayıp kapı önüne koydukları için de utanacaklar.
Bir askerin cenazesinde saf tuttuklarında da, sivil ve asker tam takım utanacaklar.
Askeri duvarlarda can veren bir gencin hatırası önünde de utanacaklar.
İnsandan saymadıkları her insan önünde artık utanacaklar.
Kıyımdan saymadıkları her katliam, acıdan saymadıkları her ağıt için utanacaklar.

Çaresi yok.
Utanmayı bilecekler.
Utanmayı bilecekler.
Ama'sı yok.
Eğer utanmıyorlarsa...
Utandıracaksınız.
Yazacaksınız, konuşacaksınız, soracaksınız, sorgulayacaksınız, itiraz edeceksiniz, yüzlerine vuracaksanız, sinmeyeceksiniz, inmeyeceksiniz, iki büklüm süklüm püklüm olmayacaksınız, boyun eğmeyeceksiniz, çekinmeyeceksiniz, çekilmeyeceksiniz, sanmayacaksınız, kanmayacaksınız, kullanılmayacaksınız, ruhunuzu köle vicdanınızı rehin kılmayacaksınız...
Israrla, inatla, sebatla...
Utandıracaksınız.

Çaresi yok.
Gün gelip utanacaklar.
Gün gelip utanacaklar.
Burdan çıkış yok!
İnsanın en ücra köşesinden dahi bir gün mutlaka sökün eder...
Ama bugün ama bir döşekte...
Ama yarın ama tarihte...
Ama ayan beyan ama için için kemirilerek...
Utançtan kaçış yok! "
umur talu, sabah

Hiç yorum yok: