Cuma, Eylül 11

7 can daha katledildi

"... Sel sularına camsız, kapısı sadece dışarıdan açılan nakliye aracında yakalanan Halkalı’daki Pameks Tekstil işçisi yedi kadının mahallesinde dün yas ve öfke vardı. İnönü Mahallesi’nin sokakları kalabalık, mahalle sakinleri taziye için birbirine yakın evler arasında gidip geliyor. Daha önce Pameks Tekstil’de çalışmış olan kimi mahalleli, çalışma koşullarının ağırlığı ve yetersizliğinden dert yanıyor. 26 senedir İnönü Mahallesi’nde oturan ve daha günlüğü 25 TL’ye Pameks’te çalışan, ismini vermek istemeyen kadın, “Her gece 11.00’e kadar mesai. Mesaiye kalmazsan sabah gelme diyorlar. O bölgede başka fabrikalarda var onların çalışanlarına niye bir şey olmadı? Bahçe duvarı yıkıktı, su doldu” diye firmaya tepki gösteriyor. Bir başkası firmadan yetkililerin mahallede gezerek, alilere para teklif ettiğini iddia ediyor..."

radikalin haberinden bir parça bu. 7 kadını katledenler bugün işçileri suçladı, işbirlikçileri de sel olunca vatandaşı suçlamıştı zaten şaşırmadık.

bu ülkede bu kadar senedir çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı denen şey, adının biraz bile hakkını verseydi. o kan emiciler kadınları yük kamyonlarında taşıyıp her gün 11'lere kadar çalıştırıp buna karşılık da günde 25 lira veremezdi.

peki bu ilk kez mi oldu, hayır bu hep oluyor. işçileri tuzlada katlediyorlar, madenlerde katlediyorlar, tekstil atölyelerinde katlediyorlar, kot taşlamada katlediyorlar. sonuç ne oluyor, tuzlada filikaya kum torbası yerine insan koyarak test eden kan emiciler ne oldu. sonuç koca bir hiç oluyor her zaman, katledilen işçi ise.

kan emicilerin yardım ve yataklığını yapan çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı da işçinin kağıt üzerinde de olsa 2 tane hakkı kalmışsa onu da yontmanın peşinde. işverenin işçi başına doktor bulundurma zorunluluğu kırpılıyor, kıdem tazminatının da kırpılması için neler yapabilirizi düşünüyor bakanlık. bunları anlatırken bakan maliyetleri düşürmekten, uluslararası alanda rekabet edebilmekten falan bahsediyor. çalışma ve sosyal güvenlik değil de satıcak bir şeyin bakanıymış gibi. tabi maliyetleri düşürmek için güvenlik önlemi falan olmasın, mesai saati için bir sınır olmasın. işverenler istediği gibi at koştursun. kimse denetlemesin bu kan emicileri. en fazla işçiler ölür. ne olucak sayıyla mı verdiler bu işçileri sanki.

işçilere de konuşma yasağı konulmuş diyor birgün, zaten radikalin haberinde de bilgiyi veren kadın ismini vermek istemiyor. çünkü bir kaç gün yaygarası olur sonra kan emicilerle başbaşa kalır ordaki vatandaş. yasak da konulur, muz cumhuriyetinde kan emicilere herşey mübah.

Hiç yorum yok: