Pazartesi, Kasım 30

Inglourious Basterds - bu bir ne midir

chavez


"Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chávez, Cuma günü yaptığı açıklamada Filistin halkının İsrail’e karşı mücadelesini desteklemek amacıyla Filistin’le diplomatik ilişkilerini bir üst seviyeye taşımaya karar verdiklerini açıkladı. Venezuela, Ocak ayında Gazze işgali sonrasında İsrail’le diplomatik ilişkilerini kesmişti.
Filistin lideri Mahmud Abbas’la görüşen Hugo Chávez, görüşme sonrasında “Filistin’e bir büyükelçi atamaya ve bir büyükelçilik açmaya karar verdik. Şu an bir maslahatgüzarımız var, ikili ilişkileri geliştirmeye dönük anlaşmamız çerçevesinde önümüzdeki günlerde bir büyükelçi atayacağız” dedi.
Cuma günkü toplantıda imzalanan işbirliği anlaşmaları arasında 20 Filistinli öğrenciye Venezuela’da tıp eğitimi bursu vermek de yer alıyor. Chávez, eğitim konusunda çok sayıda öneride bulunduklarını belirtti.
Venezuela lideri “Filistin halkının, Filistinlileri kırmayı, öldürmeyi ve yok etmeyi amaçlayan soykırımcı İsrail devletine karşı mücadelesinin yanındayız” diye konuştu. Chávez’in eğitim bakanına, tüm okullarda Gazze’nin dar sınırlarını gösteren bir haritanın dolaştırılması ve bu topraklarda bir buçuk milyon insanın toplama kampı koşullarında yaşadığının anlatılması talimatını verdiği öğrenildi."

haber sol.org.tr'den ben yılmaz okumuş'un blogunda rastladım.
fotoğraftaki mahmut abbas, chavez ve simon bolivar üçlüsünü de kolay kolay birarada göremeyiz heralde.

Pazar, Kasım 22

aloo

geçen gün öğlen arasında bir alışveriş merkezine yemeğe gittik. Yemeği beklerken yan masaya bir kadın, bir erkek geldi. Buraya kadar dikkat çekici bir şey yok, olağan şeyler. Sonra bir ara adam blackberrysini çıkarıp biyeri aradı. telefonun sesini de kadınla birlikte duyabilicekleri şekilde dışarı verdi. adam telefonla aradığı her kimse, ona diyor ki : "seni en son ne zaman dövdüm ?"
bunu söylerken yüz ifadesini falan gayet ciddi tutuyor, şakadır heralde diye düşündük. sonra adam 1-2 farklı insanı daha aradı onlara da aynı soruyu soruyor. devamında da işte verilen cevaba göre "peki neden dövmüştüm hatırlıyor musun ? " , "çok mu dövmüştüm" gibi sorularla olayı irdeliyor.
nası bir şaka acaba bu =)
çeşit çeşit insan var diyip bağlamak istiyorum ey okur =)

Cumartesi, Kasım 21

üç cinayet

"Aile bütçelerine katkı sağlamak için Kurtköy’deki villalarda çocuk bakıcılığı ve temizlikçilik yapan üç kadın, evlerine dönmek için otobüs beklerken, aşırı hız yapan bir arabanın durağa girmesiyle hayatını kaybetti.
Okan Üniversitesi öğrencisi Berkant P., önceki akşam saat 19.00 sıralarında Tepeören Mevki Formula Caddesi’nde aşırı hız yaptığı otomobilinin direksiyon hâkimiyetini kaybetti ve yol kenarındaki otobüs durağına daldı.
..."

Pazartesi, Kasım 16

kot kumlama bir can daha aldı

"Bingöl’ün, çocuklarının birçoğu silikozise yakalanmış Taşlıçay Köyü, bu kez 24 yaşındaki Hacı Önal’ı kaybetti. Önal, silikozis hastalarıyla ilgili çekilen ‘Dönüş’ belgeselinde, bundan sonraki hayalini, “Tek istediğim şey... Sağlığıma kavuşmak istiyorum. Herkes gibi gezmek istiyorum” diye anlatmıştı fakat olmadı. Bir çocuk babası Önal’in kardeşi de aynı hastalığın pençesinde...
..."

iki dil bir bavul

akşam alkazarda "iki dil bir bavul" u izledim. çok güzeldi film. fazla sinemada yok eğer izlemek isterseniz biraz zahmetli olucaktır =)
güneydoğuda yaşam ile ilgili pek bir bilgisi olmayanlar için sarsıcı olabilir.
henüz yeni izlemişken, anadilde eğitim hakkının ne kadar elzem olduğunu da söylemeden duramam. ben ilkokula gittiğimde bana ingilizce okuma yazma öğretmeye kalksalardı heralde toplama çıkarma gibi ikincil bilgileri de bikaç sene gecikmeyle öğrenebilirdim.
ayrıca yaz tatili diye de 3 aya varan sürede okulu kapatmak kadar saçma bişiy olamaz. ordaki çocuğun veya büyük şehirlerin varoşlarındaki çocukların okul dışında eğitimlerini sürdürebilicekleri bir alan yok. bu açıkça ortadayken 3 ay gibi bi ara çocuğun ailesinin onun eğitimine katkı yapmasının mümkün olmadığı durumlarda, çocuğun bildiklerini unutması, gerilemesi ile sonuçlanır.
ayrıca eğitimin filmdeki gibi alanlarda, ki sayıca çok fazla olduğu barizdir böyle okulların sadece bedava olması yetmez. defter,kalem,kitap gibi temel bir takım ihtiyaçların da devlet tarafından karşılanması gerekir.
eğer izlerseniz filmin zannımca en önemli karakteri zülkife de dikkat edin =)

Cumartesi, Kasım 14

alice harikalar diyarında

sabahın köründe, işe gitmek için uyandığım saatten bile erken kalkarak gittiğim askerlik şubesinden nihayet akşama doğru geri dönebildim. onlarca sırada, sabırla bekledikten sonra işlemlerimi tamamladım. tabi etrafı gözlemlemeden duramadım, ama ondan önce başka bişi var.
orda bir biyologla konuşurken, zira orda herkesle iletişim kurabiliyorsunuz aynı yolun yolcusu olmanın getirdiği hissiyat ortaklığı sayesinde. bir teyze geldi, elinde girişte verdikleri formla.
evladım dedi şunu doldurabilir misiniz, okumam yazmam yok pek. formu da kargacık burgacık harflerle yazmışlar zaten. tabii dedi biyolog olan arkadaş doldurduk formu. teyzenin oğlu askerdeymiş, evi de çocuk geçindiriyormuş askere gitmeden önce. şimdi çocuk askerden gelicek, yol parası yok. teyze de çocuğun asker olduğuna dair bir belge almak istiyor ki başka bir kurumdan buna istinaden yardım talep etsin. gel gör ki teyze çocuğun tc kimlik nosunu bilmiyor, ve formda illa bunu istiyorlar. netice olarak teyze bürokratik işleri aşamadı bugün.
diğer tarafta bizi zorla sıraya sokup yol parası diye 8 lira 65 kuruş gibi, haydar başın ev hanımlarına verilicek maaşı hesapladığı formüllerle hesaplanan parayı verdiler, onu almazsan işlemlerine devam edemiyorsun. alıcan, imzanı atıcan sonra devam.

halbuki o parayı zorla bize verene kadar ihtiyacı olanlara doğru düzgün bir miktar verseler. almak zorunlu olmasa orda ihtiyacı olmayan kimse sıra bekleyip almaz o parayı.

kapıdaki duyuruda yazan "askerde her türlü ihtiyacınız devlet tarafından karşılanıcaktır" cümlesi ise alice harikalar diyarında'dan bir alıntı onu gerçekle bağlantılandırmaya çalışmamak lazım.

( çok mühim not: haydar başın %40 ile tek başına iktidara koştuğu ama sonra nedense son anda hesap hataları ile bu oranın yanlış olduğunun anlaşıldığı vakitlerde haydar efendinin bir tane mali işlerle ilgili hikayelerden sorumlu elemanı vardı. bunu ntv de bir programa çıkarıyorlar seçim vakti. bu da anlatırken işte ev hanımlarına vericekleri maaş hikayesine gelince bu maaşın miktarının neden 600 değil 400 değil de 500 lira olduğunu açıklarken referans olarak gösterdiği kaynaklar 8.65 liranın hesabında da kullanılmış olabilir. 9 değil 8 değil 8.65 )

Pazar, Kasım 8

karadenizi dinleyesim varmış

bugün okurken 2 tane albüm dinledim. ikiside karadeniz türkülerinden oluşan albümlerdi. eğer daha önce kazım koyuncu dinlediyseniz bunları da dinlersiniz severek. biri "yüksek oranda radyasyon içeren" marsis'in yine marsis adlı albümü. diğeri de marsisi ararken rastladığım karmate'nin "nani" albümü. şuraya ikide youtube linki eklemek boynumuzun borcudur.


"gene aldı bir merak" ı şevval sam söylüyor.
bu arada 2 albümde kalan müzikten çıkmış tabiatıyla.

varoluşçu tehlike

"1956 yılında İstanbul'dan bir gazete haberi: 'Ekzistansiyalist Kulübüne karşı alınan tedbir: Bazı yabancı memleketlerde bulunan ekzistansiyalist kulüblerden bir eşinin de şehrimizde vücuda getirilmek istendiğini yazmıştık. Vali Prof. Gökay tarafından işe el konulmuş ve gerekli tedbirler alınmıştır. Türk gençliğinin manevi varlığına zarar getirecek bu taklid önlenmiş bulunmaktadır'
"
engin geçtan'ın "varoluş ve psikiyatri" kitabından bi alıntı.
çok şükür bu tehdit de savuşturulmuş, mazallah aksi bir durumda türk gençliğinin manevi varlığında yaşanacak tahribatı düşünmek bile istemiyorum.

Cuma, Kasım 6

V

5 kasımı da unuttum sanma ey okur =)
yurtta ve yavru vatanda v for vendetta toplu gösterimleri ve guy fawkes maskeli kalabalıklar ile kutlamasakta, aklımızda yani.
yavru vatan da nası kulak tırmalayıcı geldi şimdi.

bülent ecevit

bülent ecevit öleli üç yıl olmuş, vay be. ben hep ancak belgesellerde görebildiğim taksim mitingi görüntüleriyle hatırlarım eceviti.
genelde insanlar son zamanlarını hatırlamakta ısrar ediyorlar.
denk geldi bu ara onun "bir şeyler olacak yarın" 'ını okuyordum ordan bir şiiri ile bitireyim.

"bir şeyler olacak yarın
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin toprağı

karıncaların telaşından belli
bir şeyler olacak yarın
belki bir tomurcuk
belki bir ağacın düşen yaprağı
belki de bir çocuk

pek o kadar göremesek de uzağı
kuşların uçuşundan belli
bir şeyler olacak yarın
öbür günden önemsiz
bugünden önemli"
bülent ecevit, 1975