Cuma, Aralık 4

bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkün

Dün gittik tuzlada piyade okulunda yedek subaylık sınavına. Sabah 9 gibi ordaydık akşam da 9 gibi çıkabildik. Benim numaram 14350 idi =) 3 günün toplamı bu sayı tabii. Önümüzde yaklaşık bi 4bin kişi vardı biz gittiğimizde.
Detaylarla sizi yormiim, özet geçeyim : “3 buçuğa kadar dışarda sonrasında içerde olmak üzere mal gibi bekledik” =) ve orda yapılan sınav dışındaki hiç bir iş için aslında bize ihtiyaçları yok. askerlik şubesi evrakları bana vericeğine piyade okuluna gönderse orda bir hafta boyunca evrakları istedikleri gibi dizseler, imzalasalar, alsalar napıyorlarsa yapsalar sonra sınava gidince de zarf ile bize geri verseler 3 gün boyunca aralıksız süren bir rezillik ortadan kaybolmuş olur. Ama o zaman mantıklı olurdu ki bu tsk'da kabul edilemez bir hakaret olarak algılanıyor sanıyorum.

orda beklerken bu başlık aklıma geldi, bu işlemlerin bu kadar verimsiz yürümesi rastlantı eseri olamaz. bunun üzerinde ciddi çalışmış olmaları lazım bu kadar verimsiz yapabilmek için.

Dışardaysa bu işin ekonomisi oluşmuş çaycılar, köfteciler, kalem, silgi satanlar, emanetçiler ve en ilginci belki traş bıçağı satan aynı zamanda araca takılı bir ayna ve yanında traş köpüğü ile traş imkanı sağlayan esnaf. Her aracın üzerinde “emanet alınır” yazıyor. Bir arkadaş işi büyütmüş, güven sağlamak amacıyla böle kilitli koca bi dolap getirmiş koymuş oraya emanet alıyor.
Sonra zabıta geliyor, herkese 15 gün içinde ödenirse 45 lira olan =) 69 liralık bir ceza yazıyor ve gidiyor. Sanırım 3 gün boyunca bu aynen böyle devam ediyor =)

Çarşamba, Aralık 2

üçgenler

"Ali'nin üçgenidir bu çizdiğim
nerde öklid'in üçgenleri bu nerde
na şunlar üç açısı üçü de yoksul
biri sıfırın altında sekiz derece
birine atan atmış tekmeyi işi yaş
biri sizden bir sigara istiyor
sadece bir sigara ne sandınız
ne şu
ne bu
sadece bir sigara istiyor ki tüttürsün
nerde öklid'in üçgenleri bu nerde
..."
üçgenler, cemal süreya

Salı, Aralık 1

dersim

onur öymen'in mealen "analar ağlamasın diyerek bu meseleleri çözemeyiz, bakın atatürk dersimde böyle mi yaptı" diyerek aklındakileri ortaya sermesi ile dersimde neler olduğuna dair bir sürü yazı yayınlandı gazetelerde, dergilerde.

bu ayki ntv tarih'in de kapak konusu dersim. 75 yaşında asılması kanunen mümkün olmadığı için kaç yaşında olması gerekiyorsa o yaşa çekilen ve sonra da asılan seyid rıza'nın son sözlerinden bir alıntı ile "ayıptır, zulümdür, cinayettir" ile çıkmış kapak.

sabiha gökçenden bir alıntı var yazının sonunda 1987'de nokta dergisinde söylenmiş, diyor ki :
(koyu kısımlar sabiha gökçene diil bana ait, ama ona ait de olabilirdi. bu gerçekdışılık metnin ona ait olan kısmında da var çünkü)

"keşif yapılıyordu. ordunun da istihbaratı vardı. biliniyordu bu kötü kişilerin nerde olduğu. çoluk çocuk olan yerleri doğrudan tahrip etmek insanlık dışı olurdu. (o zamanlar türkiye askeri teknolojide çok ilerlerde olduğundan evleri bombalayıp sadece aile içindeki "kötü kişileri" öldüren acaip silahlara sahipti) böyle birşey olmamıştır. (uçaklardan kırmızı güller atıldı aslında, olan budur) ufak bir azınlığın ayaklanması neticesinde böyle bir harekata gerek duyulmuştur ve kısa zamanda önlendi. pek mühimsememek lazım aslında bunu. (tabi canım 3-5 kişinin burnu kanadı die neden bu kadar büyütüldü anlamış değilim) evvela yerden birtakım hareketler yapıldı. sonra havadan ufak bir ayaklanmayı bastırmaktı. nihayet oradaki insanlar da bizim insanlarımızdı. (öldürdüysek de yabancı değil, bizimdi yani bu insanlar) ama her zaman bu gibi haller olabiliyor, her yerde. yaşadıkları yerler iptidai idi, konut denecek halleri yoktu. (biz de olaya şehir planlaması açısından yaklaştık) onları daha iyi bir yaşama kavuşturmak için başka yerlere yerleştirdiler. (bkz. polyanna) atatürk'ün gayesi buydu, daha insanca yaşamalarını istiyordu atatürk. (öteki dünyada) "