Cumartesi, Nisan 24

hangi millet

"hemen kendi milletini suçlama" dedi 1915 ile ilgili ayaküstü tartıştığımız bir subay ayrılırken. hangi milletimi? millet denilince tek, bütünlüklü ve homojen bir yapı aklına geliyor belli ki.
tarih bazen zalim bir iktidar ve ona karşı durmaya cesaret edenlerin hikayesini anlatır. hangisi senin tarihin? zalimin tarihi mi ona karşı durma cesaretini gösterenlerin tarihi mi?
hangisi senin milletinden zalimin tarafında duranlar mı, karşısında duranlar mı ?
sultan mehmet mi bedrettin mi? boğazlıyan kaymakamı mı, boğazlıyan müftüsü mü ?

1.dünya savaşı bittiğinde imparatorlukta başlayan yargılamalarda katliama dönüşen tehcirin icracılarına karşı aleyhte tanıklık yapanlar da bu toprağın insanlarıydı. 1919'da başlayan yozgat davasında boğazlıyan kaymakamı kemal aleyhindeki tanıklıklardan biri de boğazlıyan müftüsü abdullahzade mehmed'in tanıklığıdır* .
"erkekler tutuklanıyor ve sürgüne gönderiliyordu, fakat nereye gönderilmekteydiler? hiç kimse bu konuda birşey bilmiyordu. sonunda işittik ki onları öldürüyorlardı. erkeklerin ardından kadınlar ve çocuklar da sürgüne gönderildi ve katledildi. dine karşı bu ağır suçlardan dolayı fazlasıyla üzülmüştüm. kemal bey bu durumu fark etti ve birgün 'müftü efendi' dedi bana 'neden bu kadar üzgünsünüz, siz hükümetten daha mı merhametlisiniz?' ben de onu 'hayır, üzgün değilim ancak allahın gazabından korkarım' diye cevapladım."

*ifade metni taner akçam'ın 'ermeni meselesi hallolunmuştur' kitabından

Hiç yorum yok: