Pazartesi, Mayıs 31

...

bugün biliyorsunuz israil bir haydut devlet olarak uluslararası sularda gazzeye doğru giden yardım yüklü gemilere saldırdı. israil müdahalesi beklenen bir durumdu gerçi ama bu kadar pervasızcasına pek ihtimal vermiyordum, şimdi tekrar düşününce bu iyimserliğin kaynağını merak etmiyor değilim. belki de israil bu kadar orantısızca saldırmasaydı, öldürmeseydi şaşırmak gerekirdi.

sonra tabi insanların tepkileri eylemlere dönüştü. sabah islami kesim taksimde, tkp 4.leventte toplanıyordu. tkp'nin ve diğer sol grupların böyle durumlarda aksiyon alması önemli yoksa sadece din eksenli grupların yönlendirdiği, tekbir getirilen eylemlere katılmak herkes için makul değil.

belki siz de insanların facebook, twitter gibi sosyal medya ortamlarında birden içlerinden bir ırkçı çıkabildiğini fark etmişsinizdir. hitlerden alıntılar bugün çok sık kullanıldı. burdaki problem bazı insanların "yahudi" diye toplu hareket eden, tek, tüm musevileri kapsayan ve israil devletinde vücut bulmuş bir canavar olduğunu sanması. böyle olunca filistinde yaşanan katliamların yergisi başka katliamlara, holokosta, övgü ile biraraya geliyor ki bu hikaye aslında masum insanlar katledildiğinde değil katledilen masum insanlar müslüman olduklarında tepki göstermek gibi hiç de insani olmayan bir yere varıyor.

Salı, Mayıs 25

huzur

askerliğimi de bitirmiş bulunuyorum. cumartesi günü sabahın körü itibariyle salıverdiler beni. dönüş yolunda öyle acayip bir sevinç hissedemedim, korktum hislerimi mi aldılar içerde acaba diye. sonra hastalıktandır belki dedim, çarşamba günü hastalanmıştım biraz.
yol boyunca boş boş bulutları izledim, huzurlu hissettim belki uzun süre sonra ilk kez. kahvaltıya eve yetiştim, insanın evinde kahvaltı yapması gibisi yok.

pinhan

"korktu. gidip de varamamaktan değil, varıp da dönüş yollarını kaybetmekten değil, dönüp de geride bıraktıklarını yerlerinde görememekten değil; bir kendini bulmaktan, bulduğundan korkmaktan korktu."
pinhan, elif şafak

Pazar, Mayıs 9

1984 ve cesur yeni dünya


merope' de gördüm burda da bulunsun istedim efenim. 
(resme tıklayın, büyütün falan biliosunuz siz onu =))

bedelli, eşitlik, şu bu ...


safari

"ya hu burda kaliteli insanlarla tanıştım, tabi O. gibi insanları da görmüş oldum. adam tuvaleti temizliyormuş, yani ilerde böyle yanında çalışan insanlarla falan nasıl muhatap olucağını öğrenmiş oldum. " (ali kırca konuşuyor gibi hayal edin)


bu repliğe şahit olan Ö. çok güzel bi taklit eşliğinde anlattı bana. bunu duyunca aklıma gelen ilk sahne afrikada bir ülkeye safariye gitmiş, jiplerinin içinde kocaman güneş gözlükleriyle dolanan, üstünde oldukları toprağa alabildiğine yabancı 2 amerikan vatandaşından birinin diğerine "bak, bak şu tarafta O. yu görüyor musun avını nasıl da kovalıyor, vow! " sahne oldu.
genç burjuva adaylarımız için askerliğin türkiyeye dair bir fikir edinmeleri açısından faydalı olucağını sanıyordum ama onlar da safarideki amerikalı yabancılığında ısrarlı çıktılar.