Salı, Temmuz 27

yort savul

"1. atlasları getirin! tarih atlaslarını!
en geniş zamanlı bir şiir yazacağız

2. harbi karşılık verecek ama herkes
göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya:

3. bir, yeryüzünde nasıl dağılmıştır
tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?

4. iki, daha yavuz bir belge var mıdır ha
gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?

5. üç, boğaziçi bir istanbul ırmağıdır
nice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz?

6. nerede kalmıştık? tarihe ağarken üç ağır yıldız
sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk

7. çocuklar! ile bile muhbirler! ve bütün ahali!
hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız

8. kurşunkalemle de olabilir
yort savul!"


yort savul-ece ayhan

Pazar, Temmuz 25

işçiler ölebilir problem değil, aman sektör ölmesin

"AKP'li Zafer Çağlayan'ın "Sektörün eksiklerini mutlaka yerine getirmemiz gerekiyor. Ama sektörü öldürmeyelim" cümlesinin ardından Zonguldak'ta bir tersanede 4 işçi daha yaşamını yitirdi. Tersaneler cinayet mahalline dönüşürken, AKP ölümler karşısında kolunu kıpırdatmamaya devam ediyor.
..." sol.org

hemen alttaki uykusuz kapağında akpnin bu cinayetlere değil de neye kolunu kıpırdattığını görebilirsiniz. ayrıca sol.org'un yukardaki haberinin devamında neden tersanelerde herhangi bir iyileştirme yapılmadığının cevaplarını bulmak da mümkün.
üst kısımdaki yazıyı okuyabilmek için resme tıklayın

Pazar, Temmuz 11

"Binlerce kaybın akıbetinin belli olması için aileler yürüyordu…
Yolda binlerce şehidin upuzun, kıpkırmızı cenazesine rastladılar.
Cenazeden dağılanların kimi Sivas katliamında yakılanları anmaya gitti…
Orada, oğlu dağda öldürülmüş analara da rastladılar.
Cenazeden dağılanların bir kısmı Başbağlar’ı anmak için yola çıktı.
Onlar da yol üstünde, Çorum’da katledilenlerin yakınlarıyla karşılaştı.
Çorumlular Maraşlılara gidiyordu taziyeye.
Bir kısmı İstanbul’dan gelmişti ve bir süre önce, 1 Mayıs’ta katledilenleri anmıştı.
Taksim’de toplananlar arasında Beyazıt’ta 16 Mart katliamında arkadaşlarını, kardeşlerini kaybeden de vardı.
Onların kimisi de zaten İpekçi, Öz, Kaftancıoğlu… ve yakınları katledilmiş diğer ailelerle buluşuyordu.
Ceylan’ın ailesi gelemedi ama Serap ile Buse’ninkiler aynı acıda koklaşıverdi. Güngören’de katledilenlerle toplaştılar.
Uğur’unkilerin yanına Hatay’da, Kars’ta, Lice’de öldürülenler de düştü.
Belki herkes farkında değildi ama…
Çok kişi bir eliyle bir cenaze kaldırırken öteki elini başka bir duaya hazır tutuyordu.
Yüz binlerce çocuk; öldürülmüş, kaybolmuş, yakılmış büyüklerin hatıralarıyla büyüdü.
Büyüdü ve yüzlercesi de kendi cenazelerinde sıraya dizildi.
Belki herkes farkında değildi…
Acısını ötekininki karşısına, nefretini ötekininki üstüne koyuyordu ama…
Aslında herkes aynı cenazeyi kaldırıyordu.

..."

umur talu 5 temmuzda yazmış
"dedi aramadan bulamazsın, dedi en nihayet arasan da bulamazsın. bulmak yok, o başka ama anlaşılan o ki Celaleddin, sen çok güzel arayacaksın." 
şeyh attar'ın mevlanaya söylediği rivayet edilen bir söz. sol tarafta dvd'si bulunan konseri izlerken duyup hemen not aldım. çok güzel bir yapım bir izleyin bari.

Pazar, Temmuz 4

sana büyük bir sır söyleyeceğim

doğuştan sağır ve dilsiz, kütüphanede çalışan Onur ile çağrı merkezinde çalışan Zeynep'in hikayesi "başka dilde aşk". ana hikaye bu ilişkinin zorlukları üzerinde giderken, zeynep'in çağrı merkezinde çalışması dolayısıyla, çağrı merkezi çalışanlarının iş koşulları da bir yandan bizi izliyor. daha önce de çağrı merkezi çalışanlarının "gerçeğe çağrı merkezi" adında ortak bir platformu olduğunu duymuştum, burda bahsedildiğini görmek de güzel oldu.
film izlerken genelde birkaç kere ara veririm hatta bazen sonraki gün devam ettiğim filmler bile oluyor, "başka dilde aşk" öyle olmadı. ana hikayesi, yan hikayeleri,oyunculukları, müzikleri gayet güzeldi.
başlığa gelince louis aragon'un "sana büyük bir sır söyleyeceğim" şiirini de dinleme imkanı bulduk filmde başlık ordan =) bunun gibi belki ufak tefek ama güzel izler bıraktı aklımda bu film. demem o ki siz de bi tadına bakın.