Pazar, Temmuz 11

"Binlerce kaybın akıbetinin belli olması için aileler yürüyordu…
Yolda binlerce şehidin upuzun, kıpkırmızı cenazesine rastladılar.
Cenazeden dağılanların kimi Sivas katliamında yakılanları anmaya gitti…
Orada, oğlu dağda öldürülmüş analara da rastladılar.
Cenazeden dağılanların bir kısmı Başbağlar’ı anmak için yola çıktı.
Onlar da yol üstünde, Çorum’da katledilenlerin yakınlarıyla karşılaştı.
Çorumlular Maraşlılara gidiyordu taziyeye.
Bir kısmı İstanbul’dan gelmişti ve bir süre önce, 1 Mayıs’ta katledilenleri anmıştı.
Taksim’de toplananlar arasında Beyazıt’ta 16 Mart katliamında arkadaşlarını, kardeşlerini kaybeden de vardı.
Onların kimisi de zaten İpekçi, Öz, Kaftancıoğlu… ve yakınları katledilmiş diğer ailelerle buluşuyordu.
Ceylan’ın ailesi gelemedi ama Serap ile Buse’ninkiler aynı acıda koklaşıverdi. Güngören’de katledilenlerle toplaştılar.
Uğur’unkilerin yanına Hatay’da, Kars’ta, Lice’de öldürülenler de düştü.
Belki herkes farkında değildi ama…
Çok kişi bir eliyle bir cenaze kaldırırken öteki elini başka bir duaya hazır tutuyordu.
Yüz binlerce çocuk; öldürülmüş, kaybolmuş, yakılmış büyüklerin hatıralarıyla büyüdü.
Büyüdü ve yüzlercesi de kendi cenazelerinde sıraya dizildi.
Belki herkes farkında değildi…
Acısını ötekininki karşısına, nefretini ötekininki üstüne koyuyordu ama…
Aslında herkes aynı cenazeyi kaldırıyordu.

..."

umur talu 5 temmuzda yazmış

Hiç yorum yok: