Çarşamba, Ağustos 31

çocuk insanın atasıdır

...

Gidip arkasında bir yerde dikildim. "Yakup Abi sen bu arabayı yıkıyorsun ama beş dakika sonra yağmur yağacak
'Yağsın, bir daha yıkarız," dedi bakkal ermişçe. O zaman anladım ki, böyle bir olasılık onu endişelendirmek şöyle dursun, mutlu edaiyordu. O doğuştan araba yıkayıcısıydı. Ne var ki hayat onu bakkallığa mahkûm etmişti; pek çok müthiş kabzımalı milletvekilliğine mahkûm ettiği gibi. Sistem yetenekleri heba ediyordu.

...
s.111

"Hatırlar mısınız," diye girdim lafa, "fakir, fakir olduğu kadar da dangalak bir genç vardı?" Müdür Bey'in benle polemiğe girmek gibi bir niyeti yoktu. Derhal telefona sarıldı. Hemen bastırdım. "Dilerseniz dimağınızı zorlamayayım; söz konusu dangalağın adı Tuğrul Tanırdır. Kendisi birkaç hafta önce burada kısım şefi olarak işe girmiştir. Sizin onayınızla.""Ne diyorsun sen?" Erdoğan Bey'in kolormatik gözlüklerinin ardındaki gözleri kısıldı. Telefonun almacı hâlâ elin deydi ama henüz herhangi bir tuşa basmış değildi."Bu beş para etmez adam uzaktan tanıdığımız olduğu için şerefli bir memuriyet görevine başlaması bizi pek sevindirdi tabii. Ama doğrusunu isterseniz hiç şaşırtmadı." Koyun gibi suratıma bakıyordu. "Şaşırtmadı çünkü sınavı kazanacağını zaten biliyorduk. Çünkü ismini sınavı kazananların listesinde çok önceden görmüştüm. Daha sınav yapılmadan once sizin masanızda gördüğüm bir listede... Hani beni şerefli Osmanlı Tarihinden imtihan ettiğiniz gün. Üstelik listede bu Tuğrul'un dışında yirmi yirmibeş kişinin daha adı bulunuyordu."
Müdür Bey bir kahkaha atarak almacı yerine bıraktı. "Seni piç kurusu... Şimdi anlaşıldı derdin. Devam et bakalım."
Ben de güldüm, "işte o gün, siz gelmeden hemen önce ileride işime yarayabileceğini düşünerek listedeki isimleri bir kâğıda not etmiştim."
İyiden iyiye keyiflenmişti domuz. Masasındaki kutudan bir puro çıkartıp yaktı. "Dur tahmin edeyim: Babanın tayin isteğini geri çekmezsem bu kâğıdı savcılığa vereceksin..."
“Kamu kurumlarımızın sizin kadar derin anlayış sahibi faşistler tarafından idare edilmesi bana güven veriyor efendim."
...
s185-186

oğullar ve rencide ruhlar, alper canıgüz

Hiç yorum yok: